“Arka Sokaklar”ın 6. Yılı
Rıza Baba ve ekibinin İstanbul’un arka sokaklarında suçlu avına başlamasının üzerinden tam altı yıl geçti. “Arka Sokaklar”, ilk bölümünden itibaren hep ilgiyle izlendi. Bu akşam 246’ncı bölümüyle ekrana gelecek dizinin elde ettiği bu başarının sırrını kahramanları anlattı.

 

 

 

Berk Oktay (Sinan)

Kötüler kaybediyor
Nasıl gidiyor polislik?
- Gayet güzel. Artık hepimiz kendimizi gerçekten polis moduna soktuk. (Gülüyor)
Günlük yaşamınızda da kendinizi polis gibi hissettiğiniz oluyor mu?
- Yok. Gerçekten öyle hissetmeye kalksak, bütün olaylara atlamamız lazım. Ama bütün günümüz sette suçlu kovalamakla geçtiği için bazen enteresan şeyler yaşayabiliyoruz. Mesela kalabalık bir yerde yürürken “Acaba kapkaç yapan var mı?” diye bakıyoruz, algılarımız açılıyor. 
Hiç sizden yardım isteyenler oldu mu?
- Yok ama “Gerçekten polis misiniz?” diye soranlar oldu. 
Sizi bu işe çeken neydi?
- Aşk ve komedi dizisi çektim, bir de aksiyon olsun istiyordum. “Arka Sokaklar”, tam istediğim gibi bir diziydi.
Seyircinin “Arka Sokaklar”ı bu denli sevmesini neye bağlıyorsunuz?
- En büyük sebebi, dizinin Türk halkına hitap etmesi. İçerisinde bir sürü kahraman var, aile ve çocuklar var. Ayrıca kötüler devamlı kaybediyor... Aslına bakarsanız hayat böyle değil ama seyirciye istedikleri şeyleri gösterdiğimiz için bizi seviyorlar.
Siz İstanbul’un arka sokaklarını gezdiniz mi hiç?
- Çok... Biz zaten çekim sebebiyle sürekli oralardayız. Taksim’de, insanların “Buralara girilmez” dedikleri yerlerde saatlerce çekim yapıyoruz. Bu da bir tecrübe. Oralarda çekim yaparken yaşananları canlı canlı görüyorsunuz, oradaki kişilerle muhabbet ediyorsunuz. Belki de muhabbet ettiğiniz kişi bir suçlu, onu bilemiyorsunuz. 
Sokaklarda çekim yaparken ilginç olaylar da yaşıyorsunuzdur mutlaka...
- Tabii ki... Bir keresinde benim bir kapkaççıyı kovaladığım sahneyi çekiyorduk. Yoldan geçen insanların kameralara bakmaması gerekiyordu, o kadar insana bunu tembihlemek de mümkün değil, o yüzden kameraları sakladık. Ben tam kapkaççıya “Dur, polis!” diye bağırdığım anda, oradan geçen gerçek bir polis oyuncunun üzerine atladı...

Zafer Ergin (Rıza Baba)

Olması gerekenleri de gösteriyoruz
Diziye ilk başladığınız gün ve bugün arasında ne gibi farklar var?
- Birinci bölümdeki aynı keyifle çalışıyoruz. Birbirimize o kadar uyum sağladık ve o kadar alıştık ki, bazen “Çekim olmasa ne yapacağız” diyoruz.
Uzun süredir aynı rolü oynuyorsunuz, işin heyecanını nasıl koruyorsunuz?
- 246 bölüm oyuncu için uzun bir süre ama dünyada da 10 sene devam eden diziler var. Her senaryoda değişik hikâyelerin olması, bize heyecan veriyor. Bir de Rıza Baba çok yönlü bir rol. Hepimizin rolü öyle. Bu işin altı senedir devam etmesinin nedeni, yaşayan roller oynamamızdan kaynaklanıyor. 
“Arka Sokaklar”da gerçek hayatta olanlar mı gösteriliyor?
- Toplumsal kültür seviyemiz, psikolojik ve ekonomik durumumuz malum... Pek ileri gitmiş bir ülke değiliz. Böyle bir ülkede devamlı olanları göstermektense, olması gerekenleri de göstermekte fayda var. Biz, olanların yanında olması gerekenleri de gösteriyoruz. Bunun da toplumsal faydası olduğu kanısındayım.

Gamze Özçelik (Zeynep)

Narin görünürüm ama sert yapılıyım
Silahlarla aranız nasıl?
- Günlük hayatta aram yok. Önceden oynadığım işlerde de çok fazla silah kullandım ama çekimler dışında bir sempatim yok silaha...
Çekimler için bütün gün silah taşımak rahatsız ediyor mu peki?
- Bir tek çekimler sırasında alıyorum silahı, sonra hemen geri veriyorum. 
Annelik nasıl gidiyor, oğlunuza zaman ayırabiliyor musunuz?
- Ona zaman ayıramayacağım bir ortam olsaydı, tercih edeceğim taraf oğlum olurdu.
Yıllardır polisi canlandırıyorsunuz, artık günlük hayatınızda karşılaştığınız olaylara farklı açılardan bakabiliyor musunuz?
- Geçenlerde bir yerde poşetim çalındı, hemen kamera görüntülerini istedim. İzlerken de polis gibi “Geri sar” falan demeye başladım. Git gide bilgileniyoruz, orası kesin.
Erkek egemen bir sette olmanın dezavantajları var mı?
- Rahatsız edici değil ama zor. Genelde erkeklerin kolaylıkla üstesinden gelebileceği sahneler çekiyoruz. Senin de kız olarak sakil durmaman lazım, ses tonunu ona göre ayarlıyorsun mesela. İnandırıcılığı kaybetmemek için güçlü durman gerekiyor. Ben biraz da böyle büyüdüğüm için pek zorlanmıyorum. Narin görünürüm ama sert yapılıyım. 
Eski eşinizle aynı sette olmak rahatsız edici mi?
- Hayır, hiçbir sorun yok, Uğur’la gayet rahatız.

Zeynep Beşerler (Melek)

Namlunun ucunda hayatlar
Diziye iki yıl önce dâhil oldunuz, o zamanki beklentileriniz nelerdi?
- Çok bir şey düşünmüyordum aslında. İyi giden bir işti, ekipteki çoğu oyuncu arkadaşım olduğu için zorluk da çekmedim. Bir de bu işe iki sinema filmi çekerken başladım, ne olduğunu tam olarak anlayamadım. Her şey çok çabuk gelişti.
Gamze Hanım’a sorduk size de soralım; erkek egemen bir sette olmanın avantajı ya da dezavantajı var mı?
- Bir zorluğu yok, o dengeyi kurduk. Hatta bazen rahatça kapris bile yapabiliyoruz, kız olduğumuz için ses çıkarmıyor kimse! (Gülüyor)
El üstünde tutuyorlar.
Polisi oynamak keyifli mi?
- Polisi canlandırmak keyifli ama gerçekte polis olmak istemezdim. Çok zor bir iş. Bütün hayatları bir namlunun ucunda.

Özgür Ozan (Hüsnü)

Oğlum polis olduğumu sanıyor
Çekim arasında hep bilardo mu oynuyor ekip?
- Genelde evet. Motivasyonumuzu da biraz ona borçluyuz. Tek eğlencemiz o. Altı yıl önce başladığımız oyunda şimdi bayağı profesyonelleştirdik. 
Altı yılda ne gibi değişiklikler yaşadınız?
- Geçen yıldan bu yana Hüsnü Çoban’ın bir çocuğu daha oldu... Benim sadece bir çocuğum var, o da 6 yaşına girdi. Oğlum babasının işi polislik zannediyor! (Gülüyor)
Altı yıldır kemik kadrodasınız...
- Evet, altı yıldır kemik kadroda olan bir ben varım, bir de Zafer Abi, Özlem (Çınar) ve Şevket. Bu altı yılda o kadar çok şey yaşadık ki... Evlenenler, ayrılanlar, çocuğu olanlar oldu. Zeynep Beşerler araba kullanmayı burada öğrendi mesela. Neler oldu neler...

Şevket Çoruh (Mesut)

Seyirciyi sıkmıyoruz
Çok uzun süredir aynı rolü canlandırıyorsunuz. Oyuncu olarak tekrara girmiş gibi hissetmiyor musunuz?
- Polisi oynadığımız için hep başka başka insanlarla karşılaşıyoruz, onun getirdiği bir renklilik var. O yüzden tekrara girmiş gibi hissetmiyoruz. Seyirciyi sıkmadan bunca sene oynamak da başka bir maharet...
Mesut rolünde en çok ne hoşunuza gidiyor?
- Mesut, çocuğuyla beraber kendi başına yaşayabilen biri. Herhalde bu meslekte en zor şey, kişinin eşi olmadan çocuğuyla birlikte yaşamasıdır. Çünkü işin yeri, zamanı, mesainin başlangıcı ve bitişi belli değil. Mesut’un bir sürü badire atlatırken bir yandan da babalık yapması, kendine has bir cumhuriyet kurması, onda en sevdiğim şeyler.
Siz Mesut kadar başarılı olabilir miydiniz bu şartlarda?
- Benim de 15 yaşında bir kızım var, başarılı oldum galiba... 
Bu süre içinde farklı bir projede yer alma isteği duydunuz mu hiç?
- Ben başladığım dizinin finaline kadar gitmek isterim.

Uğur Pektaş (Murat)

Kendimi buldum
“Arka Sokaklar”a başlarken, dizinin bu denli uzun soluklu bir iş olacağını tahmin ediyor muydunuz?
- Hiçbir şey başında tahmin edilmez ki...
Uzun süre aynı işte yer almak size neler hissettiriyor, sıkılmadınız mı hiç?
- Her şey çok güzel. İzleyicinin takip ettiğini görüyoruz. Girdiğimiz her dükkânda “Arka Sokaklar” izlediklerine şahit oluyoruz. Demek ki insanlar kabul etti. Bu da bizi çok mutlu ediyor.
Rolünüz bu süre içinde size neler kattı?
- Kendimi bulmama yardım etti. Bu bir yolculuk. Herkes doğumundan itibaren bir yolculuğa çıkıyor ve yaptığı işler, kendisini bulmasına yardımcı oluyor. Benim yolculuğum da bana çok şey kattı. 
Polis memurlarından nasıl yorumlar geliyor?
- “Suçluları çabuk yakalıyorsunuz” diyorlar. Biz de “İşini iyi yaparsan yakalarsın” diyoruz.


Etiketler
arka sokaklar
14.05.2012 Pazartesi - 10:00

Hürriyet